Anasayfa > Selefilik > Selefilere Göre Cuma Gününün Önemi

Selefilere Göre Cuma Gününün Önemi

Selefilere Göre Cuma Gününün Önemi

Her şeyden önce Müslüman şunu iyi bilmelidir ki, Müslümanın bütün hayatını Allah’a kulluk ile geçmesi gerekir. Kulluk için özel bir gün yoktur. Ancak Allah’ın bu ümmet için ayırdığı bir gün vardır.  Bu ise cuma günüdür. Cuma günü, Allah azze ve celle’nin diğer günlere üstün kıldığı ümmetler arasında da Müslümanları ayrıcalıklı kıldığı mübarek ve bereketli kıldığı en hayırlı gündür.

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ: خَيْرُ يَوْمٍ طَلَعَتْ عَلَيْهِ الشَّمْسُ يَوْمُ الْجُمُعَةِ، فِيهِ خُلِقَ آدَمُ، وَفِيهِ أُدْخِلَ الْجَنَّةَ، وَفِيهِ أُخْرِجَ مِنْهَا، وَلَا تَقُومُ السَّاعَةُ إِلَّا فِي يَوْمِ الْجُمُعَةِ

‫[رواه مسلم في صحيحه: 18 – 854]‫

Ebu Hureyre r.a’dan rivayete göre Allah Rasulu s.a.v şöyle buyurmuştur: “Güneşin üzerine doğduğu günlerin en hayırlısı Cuma günüdür. O günde Âdem yaratıldı. O günde cennete sokuldu ve o günde cennetten çıkarıldı. Kıyamet te sadece cuma günü kopacaktır”.1

عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ هَذَا يَوْمُ عِيدٍ، جَعَلَهُ اللَّهُ لِلْمُسْلِمِينَ، فَمَنْ جَاءَ إِلَى الْجُمُعَةِ فَلْيَغْتَسِلْ، وَإِنْ كَانَ طِيبٌ فَلْيَمَسَّ مِنْهُ، وَعَلَيْكُمْ بِالسِّوَاكِ

[حكم الألباني حسن] [رواه ابن ماجة في سننه: 1098]

İbn Abbas r.a ‘dan rivayete göre Allah Rasulu s.a.v şöyle buyurmuştur: Şüphesiz ki, bugün bayramdır! Allah bugünü Müslümanlar için bayram yapmıştır! Cuma’ya gelen kimseler yıkansın! Eğer güzel kokusu varsa ondan sürünsün! Misvak kullanmaya iltizam gösteriniz!2

Allah Rasulu s.a.v cuma gününde özel bir vaktin olduğunu ve o vakitte duaların kabul edileceğini haber vermiştir.

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ذَكَرَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ، فَقَالَ: فِيهِ سَاعَةٌ، لَا يُوَافِقُهَا عَبْدٌ مُسْلِمٌ، وَهُوَ يُصَلِّي، يَسْأَلُ اللهَ شَيْئًا، إِلَّا أَعْطَاهُ إِيَّاه

[رواه مسلم في صحيحه: 13 – 852]

Ebu Hureyre r.a şöyle demiştir: Allah Rasulu s.a.v cuma gününü anlattı ve şöyle buyurdu: “Onda öyle bir saat var ki, Müslüman bir kul o saate denk getirerek namaz kılıp Allah’tan bir şey isterse, Allah ona isteğini mutlaka verir.”3

عَنْ حُذَيْفَةَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَضَلَّ اللهُ عَنِ الْجُمُعَةِ مَنْ كَانَ قَبْلَنَا، فَكَانَ لِلْيَهُودِ يَوْمُ السَّبْتِ، وَكَانَ لِلنَّصَارَى يَوْمُ الْأَحَدِ، فَجَاءَ اللهُ بِنَا فَهَدَانَا اللهُ لِيَوْمِ الْجُمُعَةِ، فَجَعَلَ الْجُمُعَةَ، وَالسَّبْتَ، وَالْأَحَدَ، وَكَذَلِكَ هُمْ تَبَعٌ لَنَا يَوْمَ الْقِيَامَةِ، نَحْنُ الْآخِرُونَ مِنْ أَهْلِ الدُّنْيَا، وَالْأَوَّلُونَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ، الْمَقْضِيُّ لَهُمْ قَبْلَ الْخَلَائِقِ

[رواه مسلم في صحيحه: 22 – 856]

Huzeyfe r.a’dan rivayet göre Allah Rasulu s.a.v şöyle buyurmuştur: “Allah, bizden önceki toplulukları cumadan şaşırtmıştır. Böylece Yahudilerin günü cumartesi, Hristiyanların da pazar olmuştur. Sonra Allah, bizi dünyaya getirmiş ve bizi cuma gününe ulaştırmıştır. Bu suretle Cuma, cumartesi ve pazar günleri (ibadet için) belirlenmiştir. Böylece kıyamet gününde onlar bize tabi olacaklardır. Biz dünyada yaşayanların en sona kalanlarıyız. Fakat, kıyamet gününde en başta bulunanlar ve herkesten önce kendilerine hüküm verilenler olacağız”.4

Cuma Namazının Ahkamı

Cuma her mükellefin yerine getirmesi gereken bir haktır. Buluğ çağına ermiş her bir erkeğe vaciptir. Çünkü Cuma’nın her mükellefin yerine getirmesi gereken bir hak olduğunu açıkça ifade eden, terk edene şiddetli azap vaadinde bulunan deliller bulunmaktadır.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذا نُودِيَ لِلصَّلاةِ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا إِلى ذِكْرِ اللَّهِ وَذَرُوا الْبَيْعَ ذلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ إِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ فَإِذا قُضِيَتِ الصَّلاةُ فَانْتَشِرُوا فِي الْأَرْضِ وَابْتَغُوا مِنْ فَضْلِ اللَّهِ وَاذْكُرُوا اللَّهَ كَثِيراً لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

[الجمعة :10 ,9]

Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah’ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır. Namaz kılınınca da artık yeryüzüne dağılın ve Allah´ın lütfundan isteyin. Allah´ı çok zikredin; umulur ki kurtuluşa erersiniz.5

Cuma Gününün Önemi

قال ابن كثير رحمه الله: إِنَّمَا سُمِّيَتِ الْجُمُعَةُ جُمُعَةً لِأَنَّهَا مُشْتَقَّةٌ مِنَ الْجَمْعِ

[تفسير القرآن العظيم: ج 8 ص 144]

İbn Kesir rahimehullah şöyle demiştir: Cuma’ya Cuma denilmesi “cem: toplamak” dan türemiş bir kelime olduğundan dolayıdır.6

عَنْ طَارِقِ بْنِ شِهَابٍ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: الْجُمُعَةُ حَقٌّ وَاجِبٌ عَلَى كُلِّ مُسْلِمٍ فِي جَمَاعَةٍ إِلَّا أَرْبَعَةً: عَبْدٌ مَمْلُوكٌ، أَوِ امْرَأَةٌ، أَوْ صَبِيٌّ، أَوْ مَرِيضٌ

[حكم الألباني: صحيح] [رواه أبو داود في سننه: 1067]

Târık b. Şihab r.a’dan rivayete göre Allah Rasulu s.a.v şöyle buyurmuştur: “Köle, kadın, çocuk ve hasta olmak üzere dört kişi hariç herkese cuma namazını cemaatle kılmak farzdır.7

عَنْ تَمِيمٍ الدَّارِيِّ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: الْجُمُعَةُ وَاجِبَةٌ، إِلَّا عَلَى امْرَأَةٍ، أَوْ صَبِيٍّ، أَوْ مَرِيضٍ، أَوْ عَبْدٍ، أَوْ مُسَافِرٍ

[حكم الألباني: صحيح] [رواه الطبراني في المعجم الكبير:1257]

Temim Ed-Dari r.a’dan rivayete göre Allah Rasulu s.a.v şöyle buyurmuştur: “Cuma namazı, kadın, çocuk, hasta, köle ve yolcu dışında herkese farzdır! “8

عَنْ عَبْدِ اللهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ لِقَوْمٍ يَتَخَلَّفُونَ عَنِ الْجُمُعَةِ: لَقَدْ هَمَمْتُ أَنْ آمُرَ رَجُلًا يُصَلِّي بِالنَّاسِ، ثُمَّ أُحَرِّقَ عَلَى رِجَالٍ يَتَخَلَّفُونَ عَنِ الْجُمُعَةِ بُيُوتَهُمْ

[رواه مسلم في صحيحه: 254 – 652]

Abdullah b. Mes’ûd r.a şöyle demiştir.  Allah Rasulu s.a.v cumaya katılmayan bir topluluk hakkında şöyle buyurdu: “Vallahi içimden öyle geliyor ki bir adama cemaate namaz kıldırmasını emredeyim; ben de Cuma’ya gelmeyen kişileri evleriyle beraber yakayım”.9

عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ تَرَكَ الْجُمُعَةَ، ثَلَاثًا، مِنْ غَيْرِ ضَرُورَةٍ، طَبَعَ اللَّهُ عَلَى قَلْبِهِ

[حكم الألباني حسن صحيح] [رواه ابن ماجة في سننه: 1126]

Cabir ibn Abdullah r.a’dan rivayete göre Allah Rasulu s.a.v şöyle buyurmuştur: “Kim özürsüz olarak üç Cuma namazını terk ederse kalbine mühür vurulur“.10

Cuma Namazı Ne Zaman Farz Kılındı?

عَنِ ابْنِ سِيرِينَ قَالَ: جَمَّعَ أَهْلُ الْمَدِينَةِ قَبْلَ أَنْ يُقْدِمَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَقَبْلَ أَنْ تَنْزِلَ الْجُمُعَةُ وَهُمُ الَّذِينَ سَمَّوْهَا الْجُمُعَةَ، فَقَالَتِ الْأَنْصَارُ لِلْيَهُودِ: يَوْمٌ يَجْتَمِعُونَ فِيهِ كُلَّ سَبْعَةِ أَيَّامٍ، وَلِلنَّصَارَى أَيْضًا مِثْلُ ذَلِكَ، فَهَلُمَّ فَلْنَجْعَلْ يَوْمًا نَجْتَمِعُ وَنَذْكُرُ اللَّهَ وَنُصَلِّي وَنَشْكُرُهُ فِيهِ، أَوْ كَمَا قَالُوا: فَقَالُوا: يَوْمُ السَّبِتِ لِلْيَهُودِ، وَيَوْمُ الْأَحَدِ لِلنَّصَارَى، فَاجْعَلُوهُ يَوْمَ الْعُرُوبَةِ، وَكَانُوا يُسَمُّونَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ يَوْمَ الْعُرُوبَةِ، فَاجْتَمَعُوا إِلَى أَسْعَدَ بْنِ زُرَارَةَ فَصَلَّى بِهِمْ، يَوْمَئِذٍ وَذَكَّرَهُمْ فَسَمَّوْهُ الْجُمُعَةَ، حَتَّى اجْتَمَعُوا إِلَيْهِ، فَذبَحَ أَسْعَدُ بْنُ زُرَارَةَ لَهمُ  شَاةً فَتَغَدَّوْا وَتَعَشَّوْا مِنْ شَاةٍ وَاحِدَةٍ، وَذَلِكَ لِقِلَّتِهِمْ “، فَأَنْزَلَ اللَّهُ فِي ذَلِكَ بَعْدَ ذَلِكَ: إِذَا نُودِيَ لِلصَّلَاةِ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا

[رواه عبد الرزاق في مصنفه: 5144] إِلَى ذِكْرِ اللَّهِ [ الجمعة: 9]

İbn Sirin rahimehullah şöyle demiştir: Allah Rasulu s.a.v Medine’ye hicret etmeden ve Cuma ayeti inmeden önce Medineliler Cuma namazı kılmışlardı. Bugünün adını Cuma koyanlar da onlardır. Ensar: “Yahudilerin belli bir günü var, her yedi günde bir araya toplanıyorlar. Hıristiyanlar da aynı şekildedir. Bizim de bir toplanma günümüz olsun, o günde Allah’ı zikredelim ve Allah’a şükredelim şeklinde bir şeyler söylediler.

Bunun üzerine: cumartesi günü Yahudilerin, pazar günü ise Hıristiyanların günüdür diyerek Arube günü toplanmaya karar verdiler. Onlar cuma gününe Arube günü derlerdi. Arube denilen günde Es’ad b. Zurâre’nin yanında toplandılar. Es’ad b. Zuråre onlara namaz kıldırdı ve vaaz etti. Toplandıkları güne de Cuma adını verdiler. Es’ad b. Zurare onlara bir koyun kesti, ondan sabah ve akşam yemeğini yediler. Sayılarının az olmasından dolayı koyun onlara yetti. Bunun üzerine Allah: “cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen “Allah’ın zikrine koşun” ayetini indirdi.11

عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ، وَكَانَ قَائِدَ أَبِيهِ بَعْدَ مَا ذَهَبَ بَصَرُهُ، عَنْ أَبِيهِ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّهُ كَانَ إِذَا سَمِعَ  النِّدَاءَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ تَرَحَّمَ لِأَسْعَدَ بْنِ زُرَارَةَ، فَقُلْتُ لَهُ: إِذَا سَمِعْتَ النِّدَاءَ تَرَحَّمْتَ لِأَسْعَدَ بْنِ زُرَارَةَ، قَالَ: لِأَنَّهُ أَوَّلُ مَنْ جَمَّعَ بِنَا فِي هَزْمِ النَّبِيتِ مِنْ حَرَّةِ بَنِي بَيَاضَةَ فِي نَقِيعٍ، يُقَالُ لَهُ: نَقِيعُ الْخَضَمَاتِ ، قُلْتُ: كَمْ أَنْتُمْ يَوْمَئِذٍ، قَالَ: أَرْبَعُونَ

 [حكم الألباني: حسن] [رواه أبو داود في سننه: 1069]

Abdurrahman b. Ka’b b. Malik babası kör olduktan sonra ona rehberlik etmiş ve şöyle demiştir: (Babam) Ka’b b. Malik, cuma günü ezanı duyduğu zaman Es’ad b. Zurâre’ye rahmet okurdu. Ona: “(Neden) ezanı duyduğun zaman Es’ad b. Zurâre’ye rahmet okuyorsun?” diye sorduğumda şöyle dedi: “Çünkü o, Nakiu’l-Hadamat denilen Çukurdaki Beni Beyada arazisinin Hezmi’n-Nebit denilen yerinde bize ilk defa Cuma namazı kıldırandır.” O gün kaç kişiydiniz? diye sorduğumda ise: “Kırk kişiydik” dedi.12

قال ابن القيم رحمه الله: َهَذَا كَانَ مَبْدَأَ الْجُمُعَةِ. ثُمَّ قَدِمَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الْمَدِينَةَ، فَأَقَامَ بِقُبَاءٍ فِي بَنِي عَمْرِو بْنِ عَوْفٍ، كَمَا قَالَهُ ابْنُ إِسْحَاقَ يَوْمَ الِاثْنَيْنِ، وَيَوْمَ الثُّلَاثَاءِ، وَيَوْمَ الْأَرْبِعَاءِ وَيَوْمَ الْخَمِيسِ وَأَسَّسَ مَسْجِدَهُمْ، ثُمَّ خَرَجَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ فَأَدْرَكَتْهُ الْجُمُعَةُ فِي بَنِي سَالِمِ بْنِ عَوْفٍ، فَصَلَّاهَا فِي الْمَسْجِدِ الَّذِي فِي بَطْنِ الْوَادِي وَكَانَتْ أَوَّلَ جُمُعَةٍ صَلَّاهَا بِالْمَدِينَةِ، وَذَلِكَ قَبْلَ تَأْسِيسِ مَسْجِدِهِ

[زاد المعاد في هدي خير العباد ج 1 ص 372]

İbn Kayyım rahimehullah şöyle demiştir: Bu olay, cumanın başlangıcı olmuştur. Sonra Allah Rasulu s.a.v Medine’ye gelmiştir. Ibn İshak’ın da dediği gibi Kuba’da Amr b. Avf oğulları yanında pazartesi, salı, çarşamba ve perşembe günleri kalmış ve bu esnada onların mescitlerini tesis etmiş. Sonra cuma günü (yola) çıkmıştır. Salim b. Avf oğullarının yanlarına vardığında cuma vakti girdi. (Ranuna) vadisinin ortasındaki mescitte cuma namazını kıldırdı. Bu namaz Allah Rasulu s.a.v ‘in Medine’de kıldırdığı ilk cuma namazı oldu. Bu olay Allah Rasulu s.a.v ‘in kendi mescidini inşa etmezden önce gerçekleşmişti.13

Cuma Namazı İçin Halife Şart Mı?

Cuma namazı için halife şartı ne Kur’an ‘da ne de Sünnet te böyle bir şart zikredilmemiştir. Bunun aksine bu konu ile alakalı sahabelerin uygulaması ve ilim ehlinin sözleri mevcuttur.

قَالَ أَبُو عُبَيْدٍ: ثُمَّ شَهِدْتُ الْعِيدَ مَعَ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، وَعُثْمَانُ مَحْصُورٌ، فَجَاءَ فَصَلَّى، ثُمَّ انْصَرَفَ، فَخَطَبَ

[رواه مالك في الموطأ: 430]

Ebu Ubeyd şöyle demiştir: Osman muhasara altında tutulmuşken Ali b. Ebi Tâlib’le birlikte de bir bayram namazı kıldım. Ali gelip namazı kıldırdıktan sonra hutbeyi verdi.14

أَنَّ عَلِيًّا أَقَامَ الْجُمُعَةَ وَعُثْمَانُ مَحْصُورٌ

[ابن الملقن: صحيح] [البدر المنير في تخريج أحاديث الشرح الكبير ج 4 ص 686]

Osman r.a muhasara altında iken Ali r.a insanlara Cuma namazını kıldırmıştır.15

قَالَ الشَّافِعِيُّ رَحِمَهُ اللَّهُ:  وَيُجْزِئُ الرَّجُلَ أَنْ يُقَدِّمَ رَجُلًا أَوْ يَتَقَدَّمَ فَيُصَلِّيَ بِقَوْمٍ بِغَيْرِ أَمْرِ الْوَالِي ، وَكَذَلِكَ إِنْ كَانَ لِلْوَالِي شُغْلٌ أَوْ مَرَضٌ أَوْ نَامَ أَوْ أَبْطَأَ عَنِ الصَّلَاةِ فَقَدْ ذَهَبَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لِيُصْلِحَ بَيْنَ بَنِي عَمْرِو بْنِ عَوْفٍ، فَجَاءَ الْمُؤَذِّنُ إِلَى أَبِي بَكْرٍ فَتَقَدَّمَ لِلصَّلَاةِ  وَذَهَبَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي غَزْوَةِ تَبُوكَ لِحَاجَتِهِ فَتَقَدَّمَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَوْفٍ فَصَلَّى بِهِمْ رَكْعَةً مِنَ الصُّبْحِ، وَجَاءَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَأَدْرَكَ مَعَهُ الرَّكْعَةَ الثَّانِيَةَ فَصَلَّاهَا خَلْفَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ، ثُمَّ قَضَى مَا فَاتَهُ فَفَزِعَ النَّاسُ لِذَلِكَ فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: قَدْ أَحْسَنْتُمْ يَغْبِطُهُمْ أَنْ صَلَّوَا الصَّلَاةَ لِوَقْتِهَا

[كتاب الأم ج 2 ص 297]

İmam Şafii rahimehullah şöyle demiştir: Bir kimsenin veliyyu’l emr olmadan öne geçip veya geçirilip namaz kıldırması caizdir. Yine aynı şekilde veliyyu’l emr’in meşguliyeti veya hastalığı veya uyuyakalması veya geç kalması durumunda birinin öne geçip veya geçirilip namaz kıldırması caizdir. Allah Rasulu s.a.v Amr b. Avf oğulları arasındaki bir sorunu gidermek için gittiğinde müezzin Ebû Bekir’e gelip teklifte bulunmuş, Ebu Bekir de Allah Rasulu s.a.v’in yokluğunda cemaate namazı kıldırmıştır.

Yine Tebuk savaşı sırasında Allah Rasulu s.a.v def-i hacet için ayrılınca Abdurrahman b. Avf geride kalanların önüne geçip onlara sabah namazını kıldırmıştır. Bir rekât kıldırmışken de Allah Rasulu s.a.v gelmiş ve ikinci rekâtı Abdurrahman b. Avf’ın arkasında kılmıştır. Abdurrahman namazı bitirince Allah Rasulu s.a.v kalkıp kaçırdığı bir rekatı kıldı. Müslümanlar o olmadan namaza başladıkları için endişeye düşünce Allah Rasulu s.a.v namazı vaktinde kıldıklarını takdir eder gibi: “Aferin İyi etmişsiniz ” dedi.16

Peki Selefiler cuma namazı kılıyor mu? Türkiye’de cuma namazı tartışmaları ve selefilerin tavrı hakkındaki makalemizi inceleyebilirsiniz.

Cuma Namazı İçin Cemaat Sayısı Ne Kadar Olmalı?

قال محمد ناصر الدين الألباني رحمه الله: صلاة الجماعة قد صحت بواحد مع الإمام وصلاة الجمعة هيصلاة من الصلوات فمن اشترط فيها زيادة على ما تنعقد به الجماعة فعليه الدليل ولا دليل

[الأجوبة النافعة عن أسئلة لجنة مسجد الجامعة ص 75]

Muhammed Nasıruddin el-Elbani rahimehullah şöyle demiştir: Cemaat ile kılınan bir namazın imam ve onunla birlikte bulunan bir kişi ile kılınması sahihtir. Cuma namazı da diğer namazlar gibi bir namazdır. Cuma namazı kılınabilmesi için belirli bir sayıda cemaat bulunmasını şart koşanların delil göstermesi gerekir. Fakat bu konuda (sahih) bir delil yoktur.17

عَنْ مَالِكِ بْنِ الحُوَيْرِثِ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: إِذَا حَضَرَتِ الصَّلاَةُ، فَأَذِّنَا وَأَقِيمَا، ثُمَّ لِيَؤُمَّكُمَا أَكْبَرُكُمَا

[رواه البخاري في صحيحه: 658]

Mâlik b. el-Huveyris r.a’dan rivayete göre Nebi s.a.v şöyle buyurmuştur: Namaz vakti girdi mi ezan okuyun, sonra kamet getirin, sonra ikinizden yaşça büyük olanınız imam olsun.18

Cuma Namazını Kaçıran Kimse Hangi Namazı Kılması Gerekir?

Cuma namazı Allah azze ve celle’nin kullarına farz kıldığı bir ibadettir. Şayet herhangi bir özürden dolayı kılınamazsa kaçıran kişinin öğle namazının kılması gerekir.

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ, قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ أَدْرَكَ رَكْعَةً مِنَ الْجُمُعَةِ فَلْيُصَلِّ إِلَيْهَا أُخْرَى, وَمَنْ فَاتَتْهُ الرَّكْعَتَانِ فَلْيُصَلِّ أَرْبَعًا

[حكم الألباني: حسن] [رواه الدارقطني في سنه: 1601]

Ebu Hureyre r.a’dan rivayete göre Allah Rasulu s.a.v şöyle buyurmuştur: “Kim cumanın bir rekâtına yetişirse, ona diğerini de ilave edip kılsın. Kim iki rekâtı da kaçırırsa, dört rekât kılsın.”19

قال محمد ناصر الدين الألباني رحمه الله: فهذا دليل على أن من فاتته الجمعة صلى ظهرا

[الأجوبة النافعة عن أسئلة لجنة مسجد الجامعة ص 83]

Muhammed Nasıruddin el-Elbani rahimehullah şöyle demiştir: Bu, cuma namazını kaçıran kimsenin öğle namazını kılması gerektiğine delildir.20

Bayram Günü Cuma Namazı Kılınır Mı?

عَنْ إِيَاسِ بْنِ أَبِي رَمْلَةَ الشَّامِيِّ، قَالَ: سَمِعْتُ رَجُلًا، سَأَلَ زَيْدَ بْنَ أَرْقَمَ هَلْ شَهِدْتَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عِيدَيْنِ فِي يَوْمٍ؟ قَالَ: نَعَمْ، قَالَ: فَكَيْفَ كَانَ يَصْنَعُ؟ قَالَ: صَلَّى الْعِيدَ، ثُمَّ رَخَّصَ فِي الْجُمُعَةِ، ثُمَّ قَالَ: مَنْ شَاءَ أَنْ يُصَلِّيَ فَلْيُصَلِّ

[حكم الألباني صحيح] [رواه ابن ماجة في سننه: 1310]

İyas b. Ebî Remle eş-Şamî şöyle demiştir: Bir adamın, Zeyd b. Erkam’a: “Allah Rasulu s.a.v ile beraber bir günde iki bayrama şahit oldun mu?” diye sorduğunu işittim. Zeyd cevaben: “Evet” deyince, Adam: “Nasıl yapardı?” diye sordu. Zeyd şöyle cevap verdi: Bayram namazını kıldırdı. Sonra cuma namazına ruhsat tanıdı. Sonra da Allah Rasulu s.a.v şöyle buyurdu: “Cuma namazını dileyen (vaktini bekleyip) kılsın.”21

َالَ أَبُو عُبَيْدٍ: ثُمَّ شَهِدْتُ العِيدَ مَعَ عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ، فَكَانَ ذَلِكَ يَوْمَ الجُمُعَةِ، فَصَلَّى قَبْلَ الخُطْبَةِ، ثُمَّ خَطَبَ فَقَالَ: يَا أَيُّهَا النَّاسُ، إِنَّ هَذَا يَوْمٌ قَدِ اجْتَمَعَ لَكُمْ فِيهِ عِيدَانِ، فَمَنْ أَحَبَّ أَنْ يَنْتَظِرَ الجُمُعَةَ مِنْ أَهْلِ العَوَالِي فَلْيَنْتَظِرْ، وَمَنْ أَحَبَّ أَنْ يَرْجِعَ فَقَدْ أَذِنْتُ لَهُ

[رواه البخاري في صحيحه: 5572]

Ebu Ubeyd şöyle demiştir: Osman bin Affan ile birlikte bayrama şahit oldum o gün Cuma günüydü. Hutbeden önce namaz kılıp sonra hutbe verdi ve şöyle dedi: “Ey insanlar! Bu gününüzde iki bayram bir araya gelmiştir. Her kim Avali ahalisinde arzu ederse cumayı beklesin, her kim eve dönmek isterse dönmesini izin veriyorum”22

عَنْ عَلِيٍّ قَالَ: اجْتَمَعَ عِيدَانِ فِي يَوْمٍ، فَقَالَ: مَنْ أَرَادَ أَنْ يُجَمِّعَ فَلْيُجَمِّعْ، وَمَنْ أَرَادَ أَنْ يَجْلِسَ فَلْيَجْلِسْ

[رواه عبد الرزاق في مصنفه: 5731]

Ali r.a’dan rivayet edildiğine göre bir gün içerisinde iki bayram denk geldiğinde şöyle demiştir: “Her kim cumayı da kılmak isterse kılsın, kim de eve dönüp oturmak isterse gidebilir”23

Cuma Namazı İçin Gusletmenin Hükmü Nedir?

عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الخُدْرِيِّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ: أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: غُسْلُ يَوْمِ الجُمُعَةِ وَاجِبٌ عَلَى كُلِّ مُحْتَلِمٍ

[رواه البخاري في صحيحه: 895]

Ebu Said el-Hudri r.a’dan rivayete göre Allah Rasulu s.a.v şöyle buyurmuştur: cuma günü gusletmek, buluğ çağına gelen herkese vaciptir.24

عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ هَذَا يَوْمُ عِيدٍ، جَعَلَهُ اللَّهُ لِلْمُسْلِمِينَ، فَمَنْ جَاءَ إِلَى الْجُمُعَةِ فَلْيَغْتَسِلْ، وَإِنْ كَانَ طِيبٌ فَلْيَمَسَّ مِنْهُ، وَعَلَيْكُمْ بِالسِّوَاكِ

[حكم الألباني حسن] [رواه ابن ماجة في سننه: 1098]

İbn Abbas r.a ‘dan rivayete göre Allah Rasulu s.a.v şöyle buyurmuştur: Şüphesiz ki, bugün bayramdır! Allah bugünü Müslümanlar için bayram yapmıştır! Cuma’ya gelen kimseler yıkansın! Eğer güzel kokusu varsa ondan sürünsün! Misvak kullanmaya iltizam gösteriniz!25

عَنْ سَمُرَةَ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَنْ تَوَضَّأَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ فَبِهَا وَنِعْمَتْ، وَمَنِ اغْتَسَلَ فَهُوَ أَفْضَلُ

[حكم الألباني: حسن] [رواه أبو داود في سننه: 354]

Sumure r.a’dan rivayete göre Allah Rasulu s.a.v şöyle buyurmuştur: cuma günü kim abdest alırsa güzel bir iş yapmış olur. Kim de guslederse bu yaptığı daha güzeldir.26

Cuma Hutbesinin Hükmü

Hiç şüphesiz meşru kılınmış olan hutbe, Allah Rasulu s.a.v’in insanları teşvik ve sakındırma (tergib ve terhib) şeklinde gerçekleştirilen hutbedir. Hutbenin meşru kılınışındaki temel da budur. Allah’ya hamd etmek ve Allah Rasulu s.a.v’e salâvatta bulunmak ve Kur’ân’dan bir şey okumaktır. Cuma günü imam hutbe verdiği esnada mescide giren kimsenin susması ve imamı dinlemesi vaciptir. Başkasıyla konuşması hatta başkasını susturması bile caiz değildir. Bunu yapan kimse boş konuşmuştur, boş konuşan kişinin cuması geçersiz olur.

Allah Rasulu s.a.v şöyle buyurmuştur:

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: إِذَا قُلْتَ لِصَاحِبِكَ وَالْإِمَامُ يَخْطُبُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ: أَنْصِتْ فَقَدْ لَغَوْتَ

[حكم الألباني: صحيح] [رواه أحمد في مسنده: 10901]

Ebu Hureyre r.a’dan rivayete göre Allah Rasulu s.a.v şöyle buyurmuştur: “cuma günü imam hutbe okurken sen arkadaşına ‘sus’ dediğin zaman lağv (abes ile iştigal) etmiş olursun.”27

عَنْ أُبَيِّ بْنِ كَعْبٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَرَأَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ تَبَارَكَ، وَهُوَ قَائِمٌ، فَذَكَّرَنَا بِأَيَّامِ اللَّهِ، وَأَبُو الدَّرْدَاءِ أَوْ أَبُو ذَرٍّ يَغْمِزُنِي، فَقَالَ: مَتَى أُنْزِلَتْ هَذِهِ السُّورَةُ؟ إِنِّي لَمْ أَسْمَعْهَا إِلَّا الْآنَ، فَأَشَارَ إِلَيْهِ، أَنِ اسْكُتْ، فَلَمَّا انْصَرَفُوا، قَالَ: سَأَلْتُكَ مَتَى أُنْزِلَتْ هَذِهِ السُّورَةُ فَلَمْ تُخْبِرْنِي؟ فَقَالَ أُبَيٌّ: لَيْسَ لَكَ مِنْ صَلَاتِكَ الْيَوْمَ إِلَّا مَا لَغَوْتَ، فَذَهَبَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَذَكَرَ ذَلِكَ لَهُ، وَأَخْبَرَهُ بِالَّذِي قَالَ أُبَيٌّ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: صَدَقَ أُبَيٌّ

[حكم الألباني صحيح] [رواه ابن ماجة في سننه: 1111]

Ubey b. Ka’b r.a şöyle demiştir: Allah Rasulu s.a.v cuma hutbesinde ayakta iken Tebareke suresini okudu ve bizlere Allah’ın hesabı ile azabını hatırlattı. Ebu’d-Derdâ ya da Ebû Zer, beni dürterek: Bu sure ne zaman nazil oldu? Zira ilk defa duyuyorum dedi. Ancak Ubey “sus” anlamında ona işaret etti. Allah Rasulu s.a.v namazı bitirdikten sonra Ebu’d-Derda şöyle dedi: Sana bu surenin ne zaman nazil olduğunu sordum, ama bana cevap vermedin. Bunun üzerine Ubey: “Bugün kıldığın (cuma) namazından lağv (abes ile iştigalden) başka bir şey elde edemedin dedi. Ebu’d-Derdâ ya da Ebû Zer, Allah Rasulu s.a.v’e gidip benim (Ubey’in) söylediklerini aktarıp olanları anlattı. Bunun üzerine Allah Rasulu s.a.v şöyle buyurdu: Ubeyy doğru söylemiş.28

İmamı Dinlemenin Vacip Olmasıyla İlgili İmamla Konuşmak ve Gerektiğinde İmamın Cemaatle Konuşması Bu Yasağın Dışındadır

Hutbe sırasında konuşmayı vacip görmeyenler ise, onların geçerli bir delili yoktur. Ancak şüphe atmak için Kur’an’dan bir ayeti delil getirmeye çalışmışlardır. Ancak bu yanlış bir istidlaldir.

وَإِذَا قُرِئَ الْقُرْآنُ فَاسْتَمِعُوا لَهُ وَأَنْصِتُوا لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

[الأعراف: 204]

Kur’ân okunduğunda onu dinleyin ve susun ki merhamet olunasınız.29

عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ: جَاءَ رَجُلٌ وَالنَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَخْطُبُ النَّاسَ يَوْمَ الجُمُعَةِ، فَقَالَ: أَصَلَّيْتَ يَا فُلاَنُ؟ قَالَ: لاَ، قَالَ: قُمْ فَارْكَعْ رَكْعَتَيْنِ

[رواه البخاري في صحيحه: 930]

Cabir bin Abdullah r.a şöyle demiştir: Allah Rasulu s.a.v cuma günü hutbe okurken bir adam girdi. Allah Rasulu s.a.v ona: “Ey falanca, namaz kıldın mı?” dedi. Adam, hayır dedi. Bunun üzerine Allah Rasulu s.a.v “Kalk, iki rek’at namaz kıl” buyurdu.30

قال ابن قدامة رحمه الله وَمَا احْتَجُّوا بِهِ، فَيَحْتَمِلُ أَنَّهُ مُخْتَصٌّ بِمَنْ كَلَّمَ الْإِمَامَ، أَوْ كَلَّمَهُ الْإِمَامُ؛ لِأَنَّهُ لَا يَشْتَغِلُ بِذَلِكَ عَنْ سَمَاعِ خُطْبَتِهِ، وَلِذَلِكَ سَأَلَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ هَلْ صَلَّى؟ فَأَجَابَهُ

[المغني لابن قدامة ج 2 ص 238]

İbn Kudame rahimehullah şöyle demiştir: Getirilen delil: bu durumun imamla konuşan veya imamın konuştuğu kişiye özel olduğu muhtemeldir. Çünkü bu durumda hutbeden mahrum olmak söz konusu değildir. Bu bağlamda Allah Rasulu s.a.v sahabeye: “Namaz kıldın mı?” diye sormuş ve sahabe’de cevap vermiştir.31

Kadınlar Cuma Namazı Kılabilir Mi?

Kadın dine uygun bir şekilde örtünmüş, hicablı ve tedbirli olarak hutbeyi dinlemek ve faydalanmak için evden çıkmışsa, bunda bir sakınca yoktur ve kendisine bir günah da yoktur. Fakat evi kendisi için daha faziletlidir ve namazını, Cuma namazı yerine öğle namazı olarak dört rekât kılar. Çünkü Allah Rasulu s.a.v şöyle buyurmuştur:

عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ: كَانَتِ امْرَأَةٌ لِعُمَرَ تَشْهَدُ صَلاَةَ الصُّبْحِ وَالعِشَاءِ فِي الجَمَاعَةِ فِي المَسْجِدِ، فَقِيلَ لَهَا: لِمَ تَخْرُجِينَ وَقَدْ تَعْلَمِينَ أَنَّ عُمَرَ يَكْرَهُ ذَلِكَ وَيَغَارُ؟ قَالَتْ: وَمَا يَمْنَعُهُ أَنْ يَنْهَانِي؟ قَالَ: يَمْنَعُهُ قَوْلُ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لاَ تَمْنَعُوا إِمَاءَ اللَّهِ مَسَاجِدَ اللَّهِ

[رواه البخاري في صحيحه: 900]

İbn-i Ömer ra şöyle demiştir: Ömer ra’ın bir eşi vardı o sabah ve yatsı namazlarını her gün mescitte cemaatle kılardı. O kadına: Ömer’in bunu istemediğini ve kıskandığını bilip dururken niçin mescide gidiyorsun?” denildi. Kadın: Peki Ömer’in bundan niye yasaklamıyor dedi. Soran kişi de Allah Rasulu s.a.v ‘in şu sözü sebebiyle yasaklamıyor dedi: “Allah’ın kadın kullarını, Allah’ın mescitlerinden men etmeyiniz” sözüdür” dedi.32

Cuma Namazı Kaç Rekat Olarak Kılınır?

عَنْ عُمَرَ، قَالَ: صَلَاةُ السَّفَرِ رَكْعَتَانِ، وَصَلَاةُ الْجُمُعَةِ رَكْعَتَانِ، وَالْفِطْرُ وَالْأَضْحَى رَكْعَتَانِ، تَمَامٌ غَيْرُ قَصْرٍ عَلَى لِسَانِ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

[حكم الألباني: صحيح] [رواه ابن ماجة في سننه: 1068]

Ömer r.a şöyle demiştir: Yolculuk namazı iki rekâttır; Cuma namazı iki rekâttır. Ramazan ve Kurban Bayramı namazları iki rekâttır; Nebiniz Muhammed s.a.v’in diliyle noksansız tamamdır.33

Cuma’dan Sonra Kılınan Sünnet Namazın Keyfiyeti

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِذَا صَلَّى أَحَدُكُمُ الْجُمُعَةَ فَلْيُصَلِّ بَعْدَهَا أَرْبَعًا

[رواه مسلم في صحيحه: 67 – 881]

Ebu Hureyre r.a’dan rivayete göre Allah Rasulu s.a.v şöyle buyurmuştur: Sizden biriniz cumayı kıldığı vakit, ondan sonra dört rekat de (sünnet) kılsın.”34

عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ وَصَفَ تَطَوُّعَ صَلَاةِ رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ: فَكَانَ لَا يُصَلِّي بَعْدَ الْجُمُعَةِ حَتَّى يَنْصَرِفَ، فَيُصَلِّي رَكْعَتَيْنِ فِي بَيْتِهِ

[رواه مسلم في صحيحه: 71 – 882]

Nâfi şöyle demiştir: Abdullah b. Ömer, Allah Rasulu s.a.v’in nafile namazlarını anlatırken şöyle dedi: “Allah Rasulu s.a.v cuma namazından sonra evine dönünceye kadar namaz kılmazdı. Akabinde evinde iki rekat kılardı.35

Cuma Namazında Kıraat Nasıl Olmalı?

عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ يَقْرَأُ فِي الْعِيدَيْنِ وَيَوْمِ الْجُمُعَةِ: بِسَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الْأَعْلَى، وَهَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ الْغَاشِيَةِ

[حكم الألباني: صحيح] [رواه أبو داود في سننه: 1122]

Nu’mân b. Beşîr r.a şöyle demiştir: “Allah Rasulu s.a.v bayram namazları ile cuma namazlarında A’lâ ile Ğâşiye sürelerini okurdu. Bayramlar cuma gününe denk geldiği zaman her iki namazda da yine aynı süreleri okurdu.”36

Cuma Gününün Önemi


  1. Sahih-i Müslim: 854-18 ↩︎
  2. Sünen-i İbn Mace: 1098 | El- Elbani: Hasen ↩︎
  3. Sahih-i Müslim: 852 -13 ↩︎
  4. Sahih-i Müslim: 856 – 22 ↩︎
  5. Cuma: 9,10 ↩︎
  6. Tefsiru’l-Kur’âni’l-Azîm: Cild 8 Sayfa 114 ↩︎
  7. Sünen-i Ebu Davud: 1067 | El-Elbani: Sahih ↩︎
  8. Taberani el- Mucemu’l Kebir:1257 | El- Elbani: Sahih ↩︎
  9. Sahih-i Müslim: 652-254 ↩︎
  10. Sünen-i İbn Mace: 1126 | El- Elbani: Hasen Sahih ↩︎
  11. Abdurrezzak Musannef: 5144 ↩︎
  12. Sünen-i Ebu Davud: 1069 | El-Elbani: Hasen ↩︎
  13. Zadu’l-Mead Fi Hedyi Hayri’l-İbad: Cild 1 Sayfa 372 ↩︎
  14. Malik Muvatta: 430 ↩︎
  15. El-Bedrul-Munir fi Tahrici Ehadisiş-Şerhil-Kebir Cild: 4 Sayfa: 686 | İbn Mulakkin: Sahih ↩︎
  16. Kitebu’l-Umm: Cild 2 Sayfa: 297 ↩︎
  17. El-Ecvibetu’n-Nafi’a An Es’ileti Lecneti Mescidi’l-Câmia Sayfa: 75 ↩︎
  18. Sahih-i Buhari: 658 ↩︎
  19. Sünen-i Darekutni: 1601 ↩︎
  20. El-Ecvibetu’n-Nafi’a An Es’ileti Lecneti Mescidi’l-Câmia Sayfa: 83 ↩︎
  21. Sünen-i İbn Mace: 1310 | El- Elbani: Sahih ↩︎
  22. Sahih-i Buhari: 5552 ↩︎
  23. Abdurrezzak Musannef: 5731 ↩︎
  24. Sahih-i Buhari: 895 ↩︎
  25. Sünen-i İbn Mace: 1098 | El- Elbani: Hasen ↩︎
  26. Sünen-i Ebu Davud: 354 | El-Elbani: Hasen ↩︎
  27. Müsned-i Ahmed: 10901 | El-Elbani: Sahih ↩︎
  28. Sünen-i İbn Mace: 1111 | El- Elbani: Sahih ↩︎
  29. Araf: 204 ↩︎
  30. Sahih-i Buhari: 930 ↩︎
  31. El-Muğni İbn Kudame: Cild 2 Sayfa: 238 ↩︎
  32. Sahih-i Buhari: 900 ↩︎
  33. Sünen-i İbn Mace: 1068 |  El- Elbani: Sahih ↩︎
  34. Sahih-i Müslim: 881-67 ↩︎
  35. Sahih-i Müslim: 882-71 ↩︎
  36. Sünen-i Ebu Davud: 1122 | El-Elbani: Sahih ↩︎

Soru Bölümü