Anasayfa > Selefilik > Selefilik Vehhabilik Midir?

Selefilik Vehhabilik Midir?

Selefilik Vehhabilik Midir?

Bu gibi ta’lili meselelerde asıl önemli olan kimlerin nereye bağlı olduklarını bilmek değil, lafızların ne anlama geldiğini bilmektir. Yine hakkı, insanların nereye bağlı olduklarını anlayarak bulmak değil, hakkın delilini bilerek bu gibi lafızların ne anlama geldiğini bilmek ve anlamak ile olur. Bu sebepten dolayı Selefilik ve Vehhabilik yakıştırmasında bu iki nispetin ne anlama geldiğini bilmek elzem bir durumdur. Selefilik vehhabilik midir sorusundan önce tespit edilmesi gereken şey, nispet ilminin ne olduğu ve neden olmayacağıdır.

Nispet Nedir?

Kelime anlamı; kişinin kendisini aşağıda gelecek olan başlıklardan herhangi birine layık görmesi ve kendisini oraya bağlı olduğu göstermesidir.

Sanılanın aksine bu terim, kişinin taklidi bir biçimde kendisini ilimsiz bir şekilde bir mezhebe tabi kılması değil, inancı ve gidişi sadedince kendisini bir düşünceye veyahut bir inanca nispet etmesi ile beraber, bir mevki, bir mekân ve güruha nispet etmesi söz konusudur. Bunu şu şekilde örneklendirebiliriz:

Mevki nispeti: Kişinin kendisini belli bir makam ve mevkiye nispet etmesidir. Bunun en bariz örneklerinden bazıları, geçmişte yapmış oldukları iş ve meslek ile tanınmaları sebebi ile özellikle hadisçiler arasında, bu meseleğe nispet ile meşhur olmalarıdır. (الحذاء) (الكاتب) (الإسكافي) (الجزار) yani: (ayakkabı imalatçısı) (katip) (ayakkabı tamircisi) (kasap) olarak örneklendirilebilir.

İnanç nispeti: Bu da kişinin belli bir inanca ve belli bir mezhebe tabi olduğunu belirlemek için kullanılan nispet çeşitlerindendir. (الحنفي) (المالكي) (الشافعي) (الحنبلي) yani: Hanefi, Maliki, Şafii ve Hanbeli olarak daha önce yaşamış olan bu ilim ehline nispet edilmesi ile beraber daha farklı fırkalara Zahiri, Cehmi, Mutezili ve Kaderi olarak nispet edilmesi de örnekler arasında yer almaktadır.

Ülke ve şehir nispeti: Bu ise genellikle meşhur olan, kişilerin soyadı kullanmalarından ziyade nerede yaşadıkları ve genellikle kendilerini nereli gördüklerine dair kullanmış oldukları nispet çeşididir. Bağdadi, Mevsıli, Şami, Türki, Yemeni gibi bir çok nispet buna örneklik teşkil etmektedir.

Tedrisi nispet: Kişinin ders almış olduğu hocasının veyahut eğitim görmüş olduğu kurum veya kuruluşun bünyesine, orada eğitim görmesi hasebiyle oraya nispette bulunulmasıdır. Bu da bir noktada inanç nispeti ile aynıdır. Diğer inanç nispetinde bulunabilen taklit terimi, bu nispet çeşidinde pek mevcut olmayabilir. Bunun arasını ise ancak bu meseleler hakkında bilgisi olan bir kişi ayırabilir.

Vehhabilik Nispeti ve Bu Nispetin Doğruluğu

Bilindiği üzere Vehhab Allah’ın isimlerinden biri isimdir. Manası ise “Vehebe” kökünden müştak olup “karşılıksız hediye eden, veren ve bağışlayan” anlamlarına gelmektedir. Kişinin kendisine Vehhabi demesi aslen bir sorun teşkil etmemektedir. Zira bu nispeti kullanan bir insan “bağışlayıcı” olduğu iddia etmiş değil, bağışlayana kendisini nispet etmiştir. Yani kendisinin Allah’a ait olduğunu söylemiştir. Bu sebepten dolayı bir kimsenin kendisini Vehhabi diye tesmiye etmesi, insanların bildiğinin aksine kendisi aslen bir fırkaya nispet etmesi değildir.

Ancak Muhammed b. Abdulvehhab’a nispet edilmesine gelince, bu ancak inan. Nispeti veyahut Tedirisi nispetin içine konuşulabilecek bir çeşittir. Yani Muhammed b. Abdulvehhab’ın itikadi ve fıkhi menhecine kendisi nispet eden insanlar, genellikle “Vehhabi” nispetini tercih ederler. Ancak bunun bu şekilde oluşu, oraya bağlı olan kişinin nispeti ile değil, bu inanç sistemine bağlı olmayan kimselerin, kendilerinden ayırmak için kullandıkları nispet şeklidir.

Yani şu an “Ben Vehhabiyim” diyen bir kimsenin bulunması pek muhal bir durumdur. Zira bu nispet ile ittiham edilen insanlar genellikle kendilerini “Hanbeli” Veyahut bir iddiaya göre “Selefi” olarak nitelendirmektedirler. Zira Muhammed b. Abdulvehhab’a bakıldığında kendisi özellikle bir mezhep kurmamış, bunun için uğraşmamış ve kendinden önce ki insanların sözleri ile ve belli başlı ictihadi fetvalar ile yetinmiş biridir. Onun yolunu izleyenlerin ise “bizler ona bağlıyız” sözünü de söyledikleri pek görmemekteyiz. Bu cihetten bakıldığında şu an Vehhabilik diye bir mezhep asla mevcut olmamıştır.

Selefilik ve Vehhabiliğin Tek Bir Mezhep Olarak İncelenmesi

Bilindiği üzere Selefiliğin anlamı, ilk üç asra yani Sahabe, Tabiin ve Etbau-t Tabiin’e kendisini nispet edenlerin kullanmış olduğu bir inançtır. Asla bağlı kalan ve Allah’ın indirdiği ve Resulün hadislerinden başka kaynak görmeyen kimselerin bağlı olduğu bir hak inançtır. Zira bu bir mezhep, bir tedrisi sistem değil, tüm insanların aslen bağlı olması gereken bir inançtır. Bu kavramlardan yoksun olan insanlar bugün Selefilik ve Vehhabiliğin aynı olduklarını iddia etmişlerdir. Zira Muhammed b. Abdulvehhab’ın da selefi olması gerekçesi ile iddia edilen Vehhabiliği, Selefilik olan değerli bir inanç ile karındaş kılınmıştır. Bu ise cezmen hatadır. Bu hatanın vardığı nokta o kadar ilerlemiştir ki İbn Teymiyye’nin bile Vehhabi olduğu söylenmiştir. Bu ise tarihi açıdan gülünç bir eylemdir.

Bu sebepten dolayı Selefilik asla bir kurum veya kuruluşa, aslı olmayan nispetlere ve iddiadan öteye geçmeyen bazı akımların varoluşu ise mukayese edilip yakıştırılacak bir inanç değildir. Zira kendisine “Müslümanım” diyen bir kimse sadece Kur’an’a ve Sahih nebevi sünnete tabi olmak zorundadır. Bu menhecin ismi ise bugün Selefilik olarak addedilmektedir.

İnsanların Selefiliği bir düşünce veyahut itikad olarak değil de, bir mezhep olarak saymalarının en büyük sebebi, selefiliği ameli olarak yaşayıp da menheci olarak benimseyememiş insanların halihazırda mevcut olmalarıdır. Zira günümüzde “ben selefiyim” diyen bir kimseden asgari de beklenmesi gereken en basit şey, inancını Kur’an ve Sünnet ile ispatlayabilmesidir. Bunu yapamadığı takdirde, karşı tarafın o kimseye, zaten önceden beri kin beslemiş olduğu vehhabilik yakıştırması yapması da o kimse için pek normaldir. Zira “Selefilik veyahut selefiliğe dair inanç sistemi” diye tahsis edebileceğimiz ayrı bir vahiy türü mevcut değildir. Çünkü bu, Kur’an ve Sünnetin ta kendisidir.

Bu bağlamda bu iki sağlam kulpa tutunan ve ikisinden dışarı hangi sebep ile olursa olsun dışarı çıkmayan ve çizgisini değiştirmeyen kimseye “selefi” denmektedir. Daha farklı mecralarda da zikri geçtiği ve malum olduğu üzere Muhammed b. Abdulvehhab’ın aslen bir selefi oluşu, kendisinin kişiliği bakımından bir menhecin tamamına eleştiri yapılmasını kabul edemez. Çünkü Selefilik herhangi bir şahsa bağlı kalmayan ve tam anlamı ile bütün hayati ve uhrevi bilgilerini iki ana esas olan Kur’an ve sünnetten alan bir inanç ve düşünce sistemidir. Aslında olması gerek bir sistemdir. Yani burada şu kesin bir şekilde sunulabilir; ben Müslümanım diyen ve Allah’ın rızasını kazanmak isteyen herkes “Selefi” olmak zorundadır. Yani Kitap ve Sünnet’e tabi olmak zorundadır.

Selefilik Vehhabilik Midir?

Buna bir altyapı bina edecek olursak, Vehhabilik, Selefilik içinde bulunan bir cüz de değildir. Çünkü bunu kemâlin bir cüzü olarak kabul etmek istersek, kemali ispat ettiğimiz gibi cüz’ü de ispat etmek zorundayız. Yani vehhabilik diye bir mevcudiyetin varlığını ve diğer Müslümanlardan ayrıldıkları noktaları her esasına kadar ispat etmek zorundayız. Bu pek muhal bir girişim olacağı için vehhabiliğin aslen olmayan, beyhude hayaller taşıyan insanların ortaya attığı bir mezhep veyahut bir düşünce olarak görebiliriz.

Günümüzde kendilerinin Vehhabi olduğunu kabul eden bazı insanların inançların Kur’an ve Sünnet ile bağdaşması, o düşüncenin varlığının haklılığını göstermez. Ancak bu, var olan bir şey hakkında konuştuğumuz zaman akıllara gelecek olan bir fikirdir. Aksi takdirde hala ispatı bekleyen birçok konunun varlığı, aklını kullanmak isteyen insanların dikkatlerini elbette celbedecektir.

Selefilik Vehhabilik Midir? Sorusunda Ayırıcı Tanı

Tanımsal olarak meseleyi ele alacak olursak, Selefilik ve Vehhabiliğin arasındaki yorum ve sosyal etki noktasın da birçok farkı barındırdığını görebiliriz. Ancak bu böyle bir güruhun varlığında söz konusu olabilir. Çünkü Selefilik inancının temizliğine ve doğrusallığına baktığımız zaman genel, ahlak, muamelat ve ilmi öğretiler üzerinde durduğunu ancak Vehhabilik denilen yakıştırmanın aynı doktrinler üzerinde inanç sistemi olarak aynı olduğu ancak mücadelenin farklı zaviyelere yönlendiğini de söylemeden geçemeyiz.

Çok uzak olmayan bir dönemde vehhabiliğin sisteme karşı çıkış veyahut muhalif kişiler olarak belirtilmesi sebebi ile dışlanmış olarak addedilmişlerdir. Ancak bunu karıştıran insanlar selefiliği de bu minval de incelemiş ve aynı yaftanın kurbanı olmuşlardır. Muhalefet eden insanlar tarafından yapılan sınırlı yorumlar vehhabiliğin, dini metinlerin belirli bir yorumu üzerinde yoğunlaşarak, başka yorumları reddetme eğilimindedir. Bu, topluluk içinde belirli bir homojenlik sağlar, ancak esneklikten yoksundur” şeklindedir. Ancak bu son dönem de kendilerini öne sürenler dışında pek de görülmemiş öğretilerdir. Yani tüm bunların bilinmesi ve Selefilik-Vehhabilik ayırımının yapılması nihayetinden gerekli bir durumdur.

Daha önce de belirtildiği gibi bu aslında bu yakıştırmanın pek de bir önemi yoktur. İnsanların, vehhabi olarak tanımladığı kimseleri, bazı radikal düşüncelerde bulunduğu ve bazı öğretileri tek bir kimse üzerinden benimsediği için bu ayırımı gerekli görmüşlerdir. Bazıları da hiçbir ayırım yapmaksızın sözel ve fikirsel bazı eylemler sebebi ile ikisinin arasını ayırmayı reddetmişlerdir. Ancak bunun böyle olmadığını, bu meseleyi yerinde tetkik eden kimseler de net bir şekilde anlayacaklardır.

Allah en iyi bilendir.

Soru Bölümü