İçindekiler
Selefiliğin bir mezhep mi yoksa menhec mi olduğunun net olarak anlaşılması için bilinmesi gereken bazı asli unsurlar vardır. Bunlardan ilki mezhebin ve menhecin aralarındaki farkı iyi anlamaktır. Zira bu ikisinin arası tefrik edilmediği müddetçe, Selefilik bir mezhep olarak terennüm edilmeye ve sair mezhepler gibi itham edilmeye maruz kalacaktır.
Mezhep Nedir?
Taklidi düşüncelerde bilindiği üzere mezhep dendiği zaman akla gelen ilk şey tabi olunması zorunlu olan bir inanç sistemi gibi anlaşılmaktadır. Ancak kelime anlamı ile bakıldığı zaman “gidilen yol” “düşünülen” anlamlarına gelmektedir. Kelime anlamından mütevellit selef indinde bu sözcük farklı manalarda da kullanılmıştır.
Buna örneklik teşkil edecek (هذا مذهب القاضي) “Bu kadı’nın mezhebi idi” yani: “onun inancı bu şekilde idi” demektir. Veyahut (ذهب إليه الجمهور) “Cumhur’un görüşü bu şekildedir” gibi manalarda kullanılmıştır. Ancak toplumumuz da mezhep dendiği zaman akla dört büyük mezhep diye tabir edilen Hanefi, Maliki, Şafii ve Hanbeli mezhepleri gelmektedir. Ancak mezhebiyet noktasında sayı, bundan çok daha fazladır. Bu mezheplere tabi olan insanlar ise sadece fıkhi noktalardan ziyade daha çok kendisini o mezhebin herhangi bir hatasını da kabul edebilecek bir istidatta bulmaktadır. Bundan mütevellit, farklı dini inanışlara sahip olduğu iddia edilen veyahut düşünülen kimselere sorulan ilk soru da “Sen hangi mezheptensin?” dir.
Yani mezhep meselesinin muhalif olunamayacak derecede kutsanması hem bu kelimenin aslına hem de Kur’an ve Sünnet’e muhalefettir. Asıl konu ise Selefilik inancının bir mezhep olarak düşünülmesi veyahut dayatılması hatasıdır. Zira Selefilik bir mezhep yani, bir düşünce ve kendisine muhalefetin açık olduğu bir kalıp değildir. Selefilik bir inanç olup, ehlinin indinde menhec olarak isimlendirilmektedir.
Menhec Nedir?
Kelime anlamı itibari ile “yol, yöntem ve tavır” manasına gelir. Zira bu ve buna yakın birçok mana kuran ve sünnetin naslarında kullanılmıştır. Allah (c.c)’ın Maide suresi 48. Ayetinde dediği gibi:
ولكل جعلنا منكم شرعة ومنهاجا
“Biz sizin her biriniz için bir yol ve şeriat kıldık.”
Görüldüğü üzere “Minhac” kelimesi burada yol olarak kullanılmıştır. Bunun ise manası tam olarak, kişinin İslami yaşantısını kuran ve sünnetin kanunlarına göre tertip ederek bu minvalde amelde bulunmasına bir menhec denilebilir. Bu sebepten dolayı Selefilik dendiği zaman akla bir mezhep değil bir menhec gelmektedir. Aslında kendisini ne diye tesmiye ederse etsin, bir Müslüman’ın böylesine mezheplerin yaygınlaştığı bir alanda selefi olması elzemdir. Herhangi bir kişi “Ben selefiyim” dediği zaman kendisini bir mezhebe değil bir menhece nispet ettiğinin anlaşılması gerekmektedir.
Meselenin hülasası, Selefilik bir mezhep değil bir menhectir. Yani hayırlı olan ilk üç asrın doğrularına tabi olan kimselerin tesmiyesidir. Yine mezheplerin aksine herhangi bir kişiye taklidi bir biçimde bağlı olmayan, dini esaslarını kuran ve sünnet üzere bina eden bir kimsenin menhecidir.
Tüm bunlardan sonra bir mezhep taklidi ve cezmen bağlılığı kabul edebilirken menhec kelimesi ise bunu tam anlamı ile reddetmektedir. Ana yapılarında aynı olmalarına rağmen insanlar indinde tamamen farklı manalar olarak kullanılmış ve maksatlarının dışına çıkarılmışlardır. Bu şekilde ayırt edilmesine mecbur kalınışın en büyük sebebi budur. Zira mezhep edinilen bir şeydir. Menhec ise yaşanan ve amel ile ortaya konan bir şeydir. Bu ikisi arasının ayırt edilmesi, İslam’ın taklidi mi yoksa tahkiki mi olarak yaşanmasını net olarak belirleyici unsurdur.
Mezhebin ne olduğuna veyahut ne olmaması gerektiğine gelecek olursak, mevzunun uzatılması takdirinde okuyucuları sancılı bir sürecin beklemesi pek normaldir. Çünkü bu mesele o kadar tatminkâr tavırlı insanlar tarafından benimsenmiş ve dahi altın bir tepsi de sunulmuştur ki yokluğunda dinsizlik söz konusu olmuştur. Bu sebepten dolayı neyin mezhep, neyin mezhep olmadığını bilmek için yine iki ana esas olan Kur’an ve Sünnete avdet etmek zorundayız.
Zira insanların mezhep kelimesinden anladıkları en makul şey, cahil kesim tarafından tabi olunması zorunlu olan ve yegâne kurtuluşun pınarlarını taşıyan kurumlardır. Evet! Buna kurumlar demek zorundayız. Zira ihtilafın vuku bulması sonucunda insanları kitap ve sünnetten uzaklaştıran, taklidi imandan ve mezhepten başka bir şey değildir. İnanç sistemini ki bu kuran ve sünnetir- belirginleştiren bir mana ile baktığımızda, kitap ve sünnetin varlığında başka herhangi bir sistemin olamayacağı gibi herhangi bir yol siretinin de olmaması gerekmektedir. En azından bu iki ana esasın insanların anlayışlarına göre değişim göstermeyeceğinin bilinmesi gerekmektedir.
Mezhep ve Menhec İçin Ayırıcı Tanı
Selefiliğin bir mezhep olamayacağını birçok noktadan ispat edebiliriz. Bunlardan en önemlisi fıkhi ve politik tartışmaların bulunmaması ve herhangi bir ihtilaf da iki ana esas kaynağın tercih edilmesidir. Çünkü mezhebi düşünce de herhangi bir ihtilaf vuku bulduğu zaman kuran ve sünnetten önce mezhebin öğretisi öne çıkmaktadır.
- Kapsayıcılık: Mezhepler, belirli bir topluluk içinde sistematik olarak kabul edilen ve izlenen kurallar bütünüdür. Selefilik ise, İslam’ın ilk dönemlerine dönüşü hedeflemektedir. İmani ve ilmi meselelerin tamamında iki ana esasın vazgeçilmezliğini savunur.
- Eğitim ve otorite: Mezhepler, genellikle belirli bir eğitimi ve otoriteyi takip eder. Selefilik ise, bireylerin doğrudan Kuran ve Sünnet’e referansla amel etmesini ve o doğrultuda hayatını idame ettirmesini teşvik eder.
- Sosyal yapı: Mezhepler, tarihsel süreçte siyasi ve sosyal birer yapı olarak da gelişmiştir. Selefilik ise daha çok dini bir hareket olarak ortaya çıkmış, belirli siyasi veya sosyal yapılara sıkı sıkıya bağlı kalmamıştır.
- Metodolojik Farklar: Mezhepler, fıkhî meseleleri ele alırken belirli metodolojiler kullanır; örneğin, kıyas veya icma gibi. Ancak selefilik, bu tür metodolojik yaklaşımları daha az ön planda tutması bir yana, asla bunları birer esas olarak kabul etmez ve genellikle sahih hadisleri ve Kur’an’ı doğrudan kaynak olarak alır, bu da onu daha sade, temiz ve vazgeçilmez bir anlayışa yönlendirir.
- Etkileşim ve Adaptasyon: Sadece bu noktadan bakıldığı zaman bile, selefiliğin bir mezhep olduğunu savunan bir kimseye verilecek en basit ve zorba bir cevap; Selefiliğin farklı coğrafyalarda farklı şekillerde yorumlanması ve uygulaması, onu daha dinamik hale getirir. Örneğin, Suudi Arabistan’daki Selefi hareket, diğer bölgelerdeki uygulamalardan farklılık gösterebilir. Bu çeşitlilik, Selefilik’in sabit bir mezhep yapısına sahip olmadığını gösterir.
- Dini Reform Arayışı: Selefilik, İslam’ın özüne dönüş ve toplumsal reform arayışıyla da karakterizedir. Bu, onu bir mezhepten ziyade, daha çok bir hareket veya akım olarak konumlandırır; hedefleri ve amaçları, geleneksel mezheplerin sunduğundan daha geniştir.
- Kaynaklara Yaklaşım: Selefiler, İslam’ın temel kaynakları olan Kuran ve Sünnet’e sıkı bir bağlılık gösterir. Bu yaklaşım, Selefiliğin mezhep olmayan bir anlayış olduğunu pekiştirir; çünkü mezhepler genellikle belirli bir yorum geleneğine dayanır.
- İslam’ın Anlayışı: Selefiler, dini anlayışlarını İslam’ın ilk dönemlerine ve sahabe uygulamalarına dayanarak oluştururlar. Bu, onlara ait olan “saf İslam” anlayışını destekler. Ancak bu anlayış, mezheplerin sunduğu geniş fıkhi yorum yelpazesiyle karşılaştırıldığında daha temiz ve saf bir perspektif sunar.

Bu ve bunun gibi birçok basit yaklaşım bile aslında selefiliğin bir mezhep olamayacağının net bir ispatıdır. İnsanların mezhep düşüncesinin katılaşması ve gayrısının kabul görmemelerinden dolayı, menhec ve mezhep arasındaki farkı da pek anlayamamaktadırlar. Mesela bu nokta da Ebu Hatim er-Razi’nin sözü selefi düşüncenin hadis ilminde ki rolünü güzel bir şekilde yansıtabilir: “Hadislerin sıhhati, dinin temelidir; sahih olanların dışındaki her şey tartışmalıdır.”
Veyahut Ebu Bekr el-Bezdevi’nin “”İslam’ın özünü anlamak, sahabe dönemindeki anlayışı takip etmekle mümkündür” sözü, Selefi bakış açısının temelini belirtir. Mezhepçiliğin ana adamlarından görülen Hanefi olan İbn Abidin bile “Herhangi bir görüşün geçerliliği, ancak Kuran ve Sünnet’e dayanıyorsa mümkündür.” Şeklinde bir söz söylemiştir. Aslen selefiliğin bir menhec olduğu, bir mezhep olmadığı gün gibi aşikardır. Bunu temiz ve Kuran-Sünnet bağlamında kalıp düşünen insanlar net bir şekilde farkı ayırt edeceklerdir.













